GeriNuran ÇAKMAKÇI Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...

6 Haziran’daki Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve 26-27 Haziran’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için yaklaşık 4 milyon öğrenci ve aileleri artık son virajda. Bir fazla doğruyla sıralamada onlarca kişinin geride bırakıldığı düşünüldüğünde her hafta, her gün, hatta her saatin fark yaratmada önemi büyük. Bir yandan da tam kapanma süreci devam ediyor, dershaneler ve özel dersler durdu ya da online’a geçti. Aday öğrenciler ve aileleri kaygılı.

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

İşte bu kaygıyı ev içinde kontrol altına almak aslında sınavda başarının da önemli etkenlerinden biri. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu ile konuştum.

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan eğitimci Hacıfazlıoğlu, kapanma sürecinde sınava en iyi şekilde hazırlanmanın 15 püf noktasını anlattı:

1) SAKİN AMA PLANLI OLUN

Telaş ve panik içinde olmak bizleri içinden çıkamayacağımız bir kısırdöngüye sokar. Bu kısırdöngüde ebeveynlerin söylemleri ve hareketleri, çocuk ve gençlerin üzerinde olumlu ya da olumsuz izler bırakır. Kapanma günlerini kapsayan zaman dilimi için çok büyük hedefler koymak çocukların üzerinde baskı yaratır. Hafızanızda şu söylemin yer almasına izin verin: “Sakin, yavaş ama planlı bir şekilde yol almak, işlerin daha hızlı ve doğru yapılmasını sağlar!”

2) ÇALIŞMA TAKVİMİNİ DUVARA ASIN

Çocuğunuzun günlük çalışma takvimini hazırlamasına yardım edin. Eksik konu başlıklarını ve günlük çalışma planını yazılı olarak evinizde görünür bir duvara asın. Her gün tamamlanan ve eksik kalan başlıkları not alsın. Bu plan onları gerçek yaşama hazırlayan bir yol haritasıdır. Kariyerleri boyunca böylesi revize edilebilen “esnek planlar” üzerinde ilerlemek durumunda kalacakları gerçeğini hatırlatın.

3) CESARETLENDİRİN

Bu süreç, direnç ve dayanıklılık becerilerinin geliştirilebileceği bir dönem. Çocuklar, güçlü oldukları noktaları vurgulanarak cesaretlendirilmeli. Olumlu anılar, geçmişte başarılı oldukları hikâyeler onların yılmazlık becerilerinin geliştirilmesinde “koruyucu faktör” olarak hizmet eder. Bu başarının sınav odaklı olması gerekmiyor. Bir gösteride gerçekleştirilen performans ya da bir sosyal sorumluluk projesine katılım gibi küçük ama anlamlı etkinlikler birer başarı hikâyesidir. Ailenin zor dönemlerdeki en önemli “koruyucu faktör” olduğunu her zaman hatırlayın. Karşılaşılan zorlu ve riskli durumların üstesinden gelmelerinde psikolojik olarak sağlam olmaları çocuklarımızı güçlendirir.

4) ‘KOMŞUNUN ÇOCUĞU’NU ÖRNEK VERMEYİN

“Zaten hiç çalışmadın”, “Bak komşunun çocuğuna! Hiç durmadan çalışıyor” gibi söylemler çocuğunuzun motivasyonunu olumsuz etkiler. Çocukların ve gençlerin “ayna tutarak kendilerini anlamlandırdıkları”, gelecekle ilgili beklentilerini şekillendirmeleri açısından kritik bir dönem içinde olduklarını unutmayın. Sınav temelinde söylemler çok risklidir. Sınav sonrası panik atak, depresyon gibi sıkıntılara kapı açacak hareket ve söylemlerden kaçınmak gerekir.

5) YARDIMLAŞMA KONUSUNDA TEŞVİK EDİN

Çocuklarınızı eksik kalan konularla ilgili öğretmen ve arkadaşlarıyla iletişime geçerek destek almaları için cesaretlendirin. Böylesi paylaşım ağlarını kurma girişimleri eksik olan konuları tamamlamalarını sağlarken, onların öğrenme ağı kurma becerilerini de arttıracaktır. Çocuğunuza yardım istemek kadar, güçlü olduğu konularda arkadaşlarına yardım etmesine de fırsat tanıyın. Bu yaklaşımla, çocuklar ve gençler birbirlerinin gelişimine katkı sağlarken, paylaşma ve destek olmaktan duyulan mutlulukla kendilerini daha iyi hisseder.

6) EKRANDAN KOPARIP HAREKET ETTİRİN

Sürekli oturmak ve bilgisayar başında ekrana maruz kalmak dikkat ve odaklanma problemlerini de beraberinde getirir. İyi bir planlama ile zaman zaman çalışmaya ara vermek, açık havada nefes almak ve ev içinde fiziksel hareketliliğin sağlanması kendilerini iyi hissetmelerine yol açar. Uykunun bu düzen içindeki kritik rolü göz ardı edilmemeli.

7) SINAVIN AMAÇ DEĞİL ARAÇ OLDUĞUNU UNUTTURMAYIN

Tekrar yapılırken öğrenilen konuların gerçek yaşamla bağlantısı kurulmalı. Bu öğrenme sürecinde sınav amaç değil yaşam becerilerimizi geliştiren bir araçtır. Birlikte evi temizlemek, yemek yapmak, oyunlar oynamak gibi, bu faaliyetlerde sohbet etmek, gülmek ve şakalaşmak, sınav stresinin aşılmasında önemli faktörlerdir. Aile içi iletişim ve diyalog güçlendirilmeli.

8) TAMİR, ÇİÇEK BAKIMI GİBİ SORUMLULUKLAR VERİN

Zihinsel ve fiziksel olarak ders dışı bir çalışmada bulunmak, tamir yapmak, çiçek bakımı ve benzeri ev içi sorumluluk almak, çocukların ve gençlerin kendilerini baskı altında hissettikleri bu dönemde iyi olma hallerine destek sağlar.

9) ÇALIŞMA ODASINA KÜÇÜK DOKUNUŞLAR

Kapanma sürecinde küçük dokunuşlarla odalarını daha güzel bir hale getirin. Asılan yeni bir resim, konulan yeni bir minder, yeni bir çiçek ve bitki ile farklı bir hava yaratılabilir. Ders çalışma sırasında kendilerini iyi hissedebilecekleri bir ortam yaratmak önemli.

10) EN AZ BİR SAAT MÜZİK

Müziğe günlük rutinlerde çalma ya da dinleme şeklinde en az 1 saat yer verilmesinin zihni rahatlatmaya katkı sağladığını unutmayın.

11) DERS DIŞI KİTAP OKUMA ZAMAN KAYBI DEĞİL

Kitap okuyarak birlikte değerlendirme sohbetleri gerçekleştirin. Konu dışı kitap okuma zaman kaybı olarak görülmemeli. Kitaplar, çocuklar ve gençlerin zihnini rahatlatmakla birlikte okuma ve yazma becerilerini geliştirir.

12) KONULARLA İLGİLİ BELGESEL VE EĞİTSEL VİDEO İZLEYİN

Çocuğunuzun kendi öğrenmesinden sorumlu olmasını sağlarken onu tamamıyla yalnız bırakmayın. Konularla ilgili görsel ve işitsel videolar, belgeseller izlemelerine yönelik ilham verin. Tarih, fizik, coğrafya, matematik gibi sınava hazırlandığı konuların gerçek yaşamla bağını kuran belgeselleri araştırın, izleyin ve konuşun.

13) ESKİ FOTOĞRAFLARLA ANILARI TAZELEYİN

Bu zamanlar çocuklarımızın gelecekle ilgili planlarını gözden geçirirken, geçmişe de bakmaları gereken bir dönem. Fotoğraf albümleri kendimize ayna tutmamızda belge niteliği taşır. Anne ve babalar çocuklarıyla paylaşım sohbetlerinde bulunurken, çocuklarımız güzel anılarını koruyucu bir faktör olarak kullanabilmeyi öğrenir. En önemlisi hayatın akışında sürekli zorluklarla karşı karşıya olduklarının farkında olacak ve “başarı ya da başarısızlığın birbirlerini tamamlayan doğal bir süreç” olduğunun farkına varacaklardır.

14) GÜNLÜK NOTLAR TUTMASINI SAĞLAYIN

Bu sürecin yılmazlık becerilerini geliştirici koruyucu bir faktör olarak kurgulanabilmesinde öğrencinin ayna tutan yansıtıcı günlükler tutması önemli.

15) EVCİL HAYVAN ALIN, YOKSA KOMŞUNUN KÖPEĞİNİ GEZDİRSİN

Evcil hayvanınız varsa onlarla iletişim sizleri rahatlatır. Kendinizin ya da komşunuzun köpeğini gezdirmek, kuşunuzun kafesini temizlemek ve benzeri aktiviteler bu dönemde çocukların rahatlamalarına yardımcı olur. 

 

X

Sınava girecekler bunları okusun... LGS’de başarının püf noktaları

1 milyon 200 bini aşkın öğrencinin kaderini belirleyecek olan Liselere Geçiş Sınavı’nda (LGS) geri sayım başladı. Yarın yapılacak sınav öncesi son hazırlıklar ve sınav sırasında yapacağınız küçük taktikler, başarının da bir nevi anahtarı olacak... İşte büyük sınava bir gün kala son tavsiyeler...

Ortaokul son sınıfta öğrenim gören 1 milyon 200 bini aşkın adayın katılmasının beklendiği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav yarın yapılıyor. Bu yıl 8’inci sınıfı bitiren öğrencilerin birçoğu en az iki yıldır bu sınava hazırlanıyor. Ancak bu öğrencilerden sadece 175 bine yakını sınavla alınan bir liseye yerleştirilecek. Adayların büyük kısmı, yani 56 bini aşkını Anadolu liselerine girecek. 36 bini fen liselerine, geri kalanı da Anadolu imam hatip, teknik, meslek ve sosyal bilimler lisesine kayıt yaptırabilecek. En fazla öğrencinin sınava girdiği İstanbul’da 220 bini aşkın aday puanı yüksek okulların kapısını aralamak için yarışacak. Geçen yıla oranla sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarında yüzde 18.6 oranında düşme var. Türkiye genelinde sınava girecek öğrenci sayısı azalırken kontenjanlar da denk bir şekilde düşürüldü.

SONUÇLAR 30 HAZİRAN’DA
Sınav, iki oturum halinde uygulanacak, çoktan seçmeli 90 soru sorulacak ve oturumlar aynı gün yapılacak. Adaylara sözel alanda 50 sorudan oluşan birinci oturum için 75 dakika, sayısal alanda 40 sorudan oluşan ikinci oturum için 80 dakika süre verilecek. İlk 30 ve son 15 dakikada sınav salonundan çıkılamayacak.



Sınav sonuçları 30 Haziran’da açıklanacak ve bunun ardından Türk ve yabancı özel okullar için kayıt takvimi başlayacak. Özel öğretim kurumlarına kayıt (aday kayıt/ön kayıt) yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmıyor. Ancak öğrenciler, tercih süresi içerisinde kayıtlarını iptal ettirmeleri durumunda yeni tercihte bulunabiliyor. 5-15 Temmuz arasında da devlet okulları için tercih sürecinin başlayacağı tahmin ediliyor.

Yazının Devamını Oku

İlk ders zilinde hedef 1 Eylül

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluşan Bakan Selçuk, okulları eylülün ilk haftası açmayı istediklerini söyledi ve ekledi: “Niyetimiz her zaman açmaktan yana ama risk gördüğümüzde de kapatırız. Öğretmenimizi, çocuklarımızı riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur.”

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında okulları eylülün ilk haftasında açmak istediklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dün de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluştu. Bakan Selçuk, “Eğitimde telafi başlıyor” programını da anlattığı toplantıda özetle şu mesajları verdi:

AĞUSTOS UYGUN DEĞİL

“Ağustosta okulları açıp eğitim yapmak bizim için uygun değil. Öğretmelerimizin dinlenmesi lazım. Okulların açılışını eylülün başına alalım, biraz daha erken başlayalım diye düşünüyoruz. Biz şunu çok istiyoruz; 5 gün okulumuzu açacağız, mümkünse 1 Eylül’de açacağız. Ama bu koşullar dünyada ve Türkiye’de ne getirir? Biz bunu tam olarak bilmediğimiz için hesabımızı yaza göre de kışa göre de yapıyoruz.

YÜZDE 80 OKULA GELİYOR

Bizim okullarımızda devam çok yüksek. ‘İsteyen çocuk gelebilir, isteyen gelmeyebilir’ diyoruz. En az yüze 80’i geliyor çocukların. Sınıflar çok kalabalık oluyor ve mesafeyi ayarlamakta zorlanıyoruz. En çok ilkokullar rağbet ediyor. Arkasından ortaokul ve lise geliyor.

2 TEMMUZ’DA OKULLAR KAPANIYOR

Pazartesiden itibaren eğitimi ağırlıklı olarak sosyal, duygusal, fiziksel, kültürel ve sanatsal etkinliklerle zenginleştirmeye çalışacağız. Yüz yüze eğitim başladı, ancak öğrencilerin okula gelmelerinde zorunluluk yok. Devamsızlık yoksa çocuklar niye okula geliyorlar? Konular büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette. İlkokulda 2’nci sınıfa geçecek çocukların okumasıyla ilgili bir problem yok, yazmada sıkıntı yaşıyorlar. Öğretmenler yüz yüze eğitimde bu konuya ağırlık verecek. 2 Temmuz’da akademik takvim sona eriyor.

Yazının Devamını Oku

Türk Eğitim Derneği: Okullar ağustosta açılmalı

Bakan Selçuk, telafi eğitiminin haziranda başlayacağını duyurdu. ‘Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası’ başlıklı rapor hazırlayan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu ise “Haziran başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak ağustos başında yüz yüze eğitime başlanmalı” önerisini getirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önceki gün eğitimde telafi uygulamasının haziran ayında başlayacağını duyurdu ve pandemi dönemindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldıracaklarını açıkladı. Mart 2020’den bu yana okullarından uzak kalan öğrenciler için kapsamlı bir telafi programı üzerinde çalıştıklarını zaman zaman dile getiren Selçuk, artık hazır olduklarını söyledi. Bu açıklamanın ardından Türk Eğitim Derneği düşünce kuruluşu TEDMEM önemli bir rapor yayınladı. İlk ve ortaöğretimde salgın dönemine rastlayan yaklaşık 1.5 yıllık süreçte eğitimde öğrenme kayıpları yaşandığına dikkat çekilen “Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası” başlıklı raporda TEDMEM, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bazı verilere yer verdi.



KARNE ARTIK FORMALİTE

TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, “Karne artık bir yeterlilik belgesi değil formalite evrağıdır. Haziran ayı başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak tüm kademelerde ağustos ayı başında yüz yüze eğitime başlanmalı” dedi. Pehlivanoğlu, “İlkokul birinci sınıflar 16 Mart 2020- 2 Mart 2021 tarihine kadar 175 okul gününde 15 okul günü okula gitti. 2, 3 ve 4’üncü sınıflar 10 gün, 8 ve 12’nci sınıflar da 10 gün okullarında ders yapabildi” diyerek şunları söyledi:

“Öğrenme kayıpları ciddi boyutlara ulaştı, çocuklarımızın sosyal ve duygusal gelişimleri sekteye uğradı. Öğrencilerimizin eşit koşullarda nitelikli eğitime erişimleri mümkün olmadı, eğitim sisteminde var olan eşitsizlikler derinleşti. Öğretmenler, öğrenciler, veliler uzaktan öğretim sürecinde çok yoruldu, devam etme motivasyonlarını kaybetti. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci onarılması zor hasarlar gördü. Sınavların kaldırılması öğrencilerin okulla olan son bağını da kopardı.

Yazının Devamını Oku

10 soruda sınıf geçme

Milli Eğitim Bakanlığı, liselerden sonra ilk ve ortaokullarda da sınav tercihini öğrencilere bıraktı. Peki çocuklar sınıfı nasıl geçecek? İşte yaklaşık 10 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren sınıf geçmeyle ilgili 10 soru ve cevapları...

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflarda sınav uygulaması bulunmuyor. Bu öğrenciler, birinci dönemde olduğu gibi yüz yüze eğitim, canlı ders ve/veya TRT EBA televizyonundaki yayınları takip ile derse olan ilgilerine göre kişisel, sosyal ve akademik gelişimlerini destekleyecek şekilde öğretmenleri tarafından değerlendirilecek. İlkokul 4 ile ortaokulun tüm sınıflarında ikinci dönem derslerinin sınavla değerlendirilmesi öğrencilerin tercihine bırakıldı. Bu tercih, ilkokul ve ortaokuldaki yaklaşık 10 milyon öğrenciyi kapsıyor. Şimdi öğrenci ve velilerin aklında sınıf geçmenin nasıl olacağıyla ilgili çok sayıda soru var. İşte o sorular ve yanıtları:

1. İlkokul 1, 2, 3’üncü sınıf öğrencisiyim, okulda sınava girecek miyim?

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflara sınav yapılmayacak. Ders etkinliklerine katılım durumunuz öğretmenleriniz tarafından değerlendirilerek karne notu belirlenecek.

2. Ortaokul 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencisiyim, kaç sınav olacağım?

Bu eğitim öğretim yılı sonuna kadar her dersten sadece bir kez sınava girmiş olacaksınız. 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencileri seçmeli dersler de dahil olmak üzere tüm derslerden istemeleri halinde sınava girecek ve sadece bir sınav puanı karneye yansıtılacak.


Yazının Devamını Oku

Liseliyi sınıfta kimse tutamaz

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması okul yöneticilerini tedirgin etti. Derslere devamsızlığın artmasından endişelenen müdürler, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor.

17 Mayıs 2021 Pazartesi günü resmî ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında uzaktan eğitim yapılacak. Yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, pazartesi yapılacak durum değerlendirmesinin ardından belli olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması ise okul yöneticilerini tedirgin etti. Müdürler derslere devamsızlığın artmasından kaygılı, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor. 12’nci sınıflar için dönem her sene olduğu gibi bu yıl da sınav hazırlığı nedeniyle neredeyse kapandı. Okul yöneticileri hazırlık, 9-10 ve 11’inci sınıftaki öğrencilerinin sınav notları için velilerden gelen dilekçe trafiğini yönetmek zorunda kalacağı için endişeli.



İSTEYENE SINAV

Okulların büyük kısmı ikinci dönem yazılılarını yapmıştı. Bakanlık bu yazılıları yok sayamayacağı düşüncesiyle eksik olanların tamamlanması düşüncesinde. Hukuki açıdan bir problem yaşanmaması için “ikinci dönem sınavlarına girmek istemiyorum” şeklindeki bir dilekçe alınması halinde öğrencinin birinci dönem notları dikkate alınacak. Ayrıca bir öğrenci ikinci dönemde derslere göre seçim hakkını kullanmayacak, ya tüm derslerden sınava girecek ya da sadece birinci dönem notlarını dikkate alacak. Yani öğrenci ya ikinci dönemin tamamında ya da birinci dönem notlarını kullanacak, ders seçme şansı olmayacak. İşte kafalardaki sorular ve cevapları:

- Sınıf geçme kriterleri nasıl olacak? Sınıfta kalma olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...
Yazının Devamını Oku

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

17 günlük eve kapanma dönemine girdik. Aileler belki de ilk kez bu kadar uzun süre çocuklarıyla evde olacak. Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan, bu süreyi en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için ebeveynlere ev ödevleri verdi. İşte o ödevler...

Bir yılı aşkın süredir milyonlarca çocuk okuluna gidemedi, arkadaşlarını ve akranlarını göremedi. Çevrimiçi eğitim ile her ne kadar akademik açıklar kapatılmaya çalışılsa da çocuklar gelişimi için en gerekli olan akranları, arkadaşları ve sosyal ortamlardan uzak kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı da yaz dönemi ve yeni eğitim yılı için “telafi” programı hazırlarken işte bu çok büyük eksikliği gidermek için önemli bir çalışma yapıyor. Sahada ve bilimsel olarak çocuklardaki kayıpları araştıran bir ekip oluşturdu. Telafi eğitiminin akademik bölümünün yanı sıra sosyal ve duygusal becerilerindeki kayıpları saptayarak, en aza indirecek program hazırlıyor. İşte bu programı hazırlayan ekipte Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan var.

GÜNDE 1 SAAT YETER

Prof. Dr. Alan, öğretmenlerle birlikte gönüllülerle telafi hazırlıklarını yaptıklarını söyleyerek, “Topyekün savaşa ihtiyacımız var. Çocukların durumuyla ilgili endişeliyiz. Sosyal duygusal becerilerini ne kadar erken geliştirmeye başlarsak o kadar iyi olur. Bu kapanma sürecinde ailelerin yapıp da belli yetenekleri az da olsa geliştirmemeleri mümkün değil, günde bir saatinizi olsun çocuklarınıza ayırın. Göreceksiniz bu bir saat çok büyük fark yaratacaktır” diyor ve şu tavsiyelerde bulunuyor: “Çocuklarımıza bu sürede zaman harcamalıyız. Erozyona uğrayan yanlarını tekrar telafi etmek için uğraşmalıyız, çocuğun gelişimine çok kafa yormalıyız. Her anne baba, çocuğunu yakından tanıyor, neyi kaybettiğini, onda nelerinin değiştiğini bilir. Bu 17 günlük sürede hiç değilse günde en az bir saat birlikte oturup, sohbet etmeli, birlikte iş yapmalı, ama çocuğun işini yapmamalı. Bu kapanmayı fırsata çevirin, çocuklarınızın zayıflayan, kaybolmak üzere olan kişisel ve sosyal becerilerini geliştirin. Onlarla birlikte iş yapın, artık çocuğun sosyal ortamı sizsiniz.”

BİRLİKTE OYNAYIN YAZIN ÇİZİN ÇALIŞIN
Prof. Dr. Şule Alan’ın özellikle 5-12 yaş arasında çocuğu olan ailelere onların sosyal duygusal becerilerini geliştirmeleri için 17 günlük verdiği 7 ev ödevi şunlar:

1) ÖZERKLİK:

Yazının Devamını Oku

Dil becerisi için 10 temel adım

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) çocukların dil becerisini ve kelime hazinesini geliştirmek için başlattığı ‘Okuyan Bir Gelecek’ projesini, dijital platforma taşıdı. AÇEV’in Eğitim Danışmanı ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ersoy Erdemir de, ebeveynlere 10 altın tavsiyede bulundu.

Dr. Ersoy Erdemir, dil becerisinin artması için ailelere 10 adımda şu ipuçlarını veriyor:

1- SOHBET VE BOL SORU: Tüm ebeveynlerin kitap veya malzeme almak için koşulları elvermeyebilir. Ama koşullardan bağımsız her ebeveynin dil gelişimini desteklemek için yapabileceği en iyi şey, çocuğuyla bol bol sohbet etmesidir. Bu bir ücret gerektirmeyen, bedava sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biridir. Çocuklara bol bol soru sorun. Onların sorularına da mutlaka detaylı cevaplar verin.



2- ONLARA KİTAP OKUYUN: Çocuk anlamaz demeyin, kitap okuma alışkanlığının erken yıllardan itibaren oluşturulması dil gelişimi için çok önemli. Her gün çocuk yatmadan önce kitap okumayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Erken yıllardan itibaren çocuğunuzun kitapla haşır neşir olmasını destekleyin. Çocuk bir kere okudu diye o kitabı rafa kaldırmamak gerekir. Bir hikâye kitabı farklı zamanlarda en azından üç kez okunabilir. Her okumada farklı kelimelerin anlamlarını tanıtabilir, farklı farklı sorular sorabilirsiniz.

3- ÖRNEK OLUN:

Yazının Devamını Oku

188 ülkede 1.5 milyar öğrenci eve kapandı

Geçtiğimiz günlerde açıklanan OECD’nin ‘Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl’ raporu dünyadaki eğitim tablosunu gözler önüne serdi. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca öğrenci ve öğretmen okullarında uzaktan eğitime devam etti. Her ülke eğitim yolculuğunda kendi yöntemini uyguladı. Çevrimiçi ya da yüz yüze modeller uygulandı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) geçtiğimiz günlerde “Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl” raporunu açıkladı. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu. Öğretmenlerin aşılanmasında ve tedbirlerin alınmasındaki gecikmeler de öğrenme açığını arttırdı.



BİLGİ HER YERDE

Türkiye her ne kadar en fazla okul kapatan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alsa da müfredatını uzaktan eğitime uyarlayarak, öğrenme kayıplarını en aza indirmeye çabaladı. Raporda Türkiye’deki öğrencilerin okulların kapandığı ilk dönemde yarısından fazlasının ancak 3’te 2’sinden azının ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyinde uzaktan eğitim aldığı belirtildi. Bu bir yıllık sürede eğitim yoluculuğunda çok şey değişti. Evden sınavlara girilip, online ödev yapılabildi. Öğrenciler her yerden bilgiye ulaşılabildiğini gördü.

YENİ OKUL MODELİ

Yazının Devamını Oku

10 maddede LGS 2021

2021 yılında sınavla öğrenci alınacak Liselere Geçiş Sınavı’nın (LGS) takvimi ve tercih edilecek okullarla ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığı açıkladı. Eğitim uzmanı Salim Ünsal, 6 Haziran Pazar günü iki ayrı oturumda yapılacak LGS ile ilgili yenilikleri ve önemli maddeleri sıraladı:

1- BAŞVURULAR BAKANLIKTAN: Sınav başvurusu öğrencilerin devam ettiği ortaokul tarafından dijital olarak otomatik yapılacak. Yani öğrencinin ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak.

2- SORULAR TÜM MÜFREDATTAN: Geçen yıl salgın koşullarında ilk sınav deneyiminde adaylar birinci dönemde işlenen konularla sınırlı tutulmuştu. Bu yıl koşulların düzenli yüz yüze eğitime izin vermemesi nedeniyle konu sınırlamasına gidilmedi. Adaylar 8’inci sınıfın tüm ünite ve konularından sorumlular.

3- ÖĞRENCİ SAYISI YÜZDE 21 AZALDI: 2019 yılında sınavla yerleşilecek liselerin toplam kontenjanı 139 bin 600 olarak belirlenmiş, 2020 yılında ise bu rakam 213 bin 910’a kadar yükselmişti. 2020’de bu hızlı artışın nedeni 2012 yılında 60 aylıkların da ilkokula kaydını karara bağlayan yönetmelik değişikliği nedeniyle ilkokula 600 bine varan fazladan yeni kaydın yapılması ve bunların geçen sene sınav yılının olmasıydı. 2021 yılında, yani bu yıl aday öğrenci sayısı yeniden olağan haline döndü. Bu yıl 2013’te ilkokula başlayan 1 milyon 285 bin öğrencinin sınav yılı. Geçen yıla oranla aday sayısında yüzde 21’lik bir azalma bekleniyor. Buna bağlı olarak geçen yıl artan lise kontenjanları da yüzde 18.6 oranında azaltıldı.



4- EN ÇOK KONTENJAN ANADOLU LİSELERİNDE:

Yazının Devamını Oku

Şefkat çınarları

Darüşşafaka’nın Maltepe rezidansında 10 yıldır eşi Atifet ile birlikte kalan Prof. İlhan Usmanbaş, bu yıl 100’üncü yaşını kutlayacak. 80 yıllık evli Usmanbaş çifti, mal varlıklarını Darüşşafaka’ya bağışlayarak, ‘Bizi sıfırdan yetiştirdi’ dedikleri Cumhuriyet’e vefa borçlarını ödemek istediklerini söyledi...

1921 yılında İstanbul’da doğan ve 26 Eylül’de 100’üncü yaşına girecek olan İlhan Usmanbaş, 2011’den bu yana Türkiye’nin en önemli opera sanatçılarından biri olan eşi Atifet Usmanbaş’la birlikte Darüşşafaka Maltepe Rezidans’ta yaşıyor. Darüşşafaka da bu yıl kendisine 100’üncü yaş günü için özel bir organizasyon yapacak.



80 yıllık evliliklerini ve 100 yıllık yaşamının sırrını “Ters giden durum olduğunda hadi bunu unutalım, yan yana gelmenin güzelliğini yaşayalım. Bundan daha güzel bir şey olmaz” diyerek veren İlhan Usmanbaş, “Sürekli hareket halinde olun” önerisinde bulunuyor.

‘BİNLERCE ÇOCUĞUMUZ VAR’

Çocukları olmayan Usmanbaş çifti, “Çocuğumuz yok, yetiştirdiğimiz binlerce profesör öğrencimiz çocuklarımız oldu” diyor. Ayvalık’taki bir köşkü ve İstanbul Selamiçeşme’deki evi Darüşşafaka’ya bağışlayan İlhan Usmanbaş, “Bazı arkadaşlarımızı erken kaybettik. Türkiye’nin her halini gördük. Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyoruz. Hayatımızın önemli bir kısmı Ayvalık’taki köşkümüzde geçti. Yazın birkaç ayda aldığımız deniz ve o güzel rüzgarlı hava bizi tüm kış boyunca ayakta tuttu“ diye konuşuyor.

Yazının Devamını Oku

Takdirlik öğretmenler

'Pandemi var, elimizden ne gelir' demediler, çocukların eğitiminin kesilmemesi için her yolu denediler. Kimi cami minaresinden anons yaptı, kimi ev ev gezip ödev dağıttı. Kimi de eline fırça boya alıp okulları renklendirdi. İşte Türk halkının gönlünde takdir belgesi alan kahraman öğretmenlerden sadece birkaçı...

Okulların bir açılıp bir kapandığı pandemi döneminde öğretmenler, hem kendilerini hızla yeni sisteme adapte etti hem de öğrenci ve velilerin uyum sağlamasını kolaylaştırdı. Eğitim sisteminin devamlılığı ve öğrencilerinin eğitime erişimini sağlamak için öğretmenler çok sayıda yaratıcı çözüm geliştirdi.

Öğretmenlerin değiştirme gücünden alınan ilhamla, önümüzdeki hafta 3 Nisan Cumartesi günü “Yaratıcı Özgüven Festivali” düzenleniyor. Festival, 40’a yakın “Öğretmen Ağı Değişim Elçisi” öğretmeniyle birlikte düzenleniyor. Türkiye’nin farklı yerlerinde öğrencilerine ulaşmak için kimi uzaktan eğitim sürerken çocukların penceresinin önüne gitti, kimi camiden ödevleri dağıttı, kimi de okullar boşken öğrencilerinin hayallerini okul duvarlarına yansıtarak boyadı.

İşte eğitimi sürdürmek için her yolu deneyen öğretmenlerden birkaçının hikâyesi... 

MURAT IŞIK
20 KÖY OKULU BOYADI

5 yıllık öğretmen olan Murat Işık, geçen yıl Batman Kozluk’ta okul müdürü olarak görev yapıyordu. Boyanmayan köy okulu kalmasın diye gönüllü bir öğretmen ekibi kurdu. 20 köy okulunu onardı, boyadı. Şimdi Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan Işık, gönüllülerle yaptıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Okulların fiziki olarak kötü durumda olduğunu biliyordum. Bütçe yoktu, iyileştirme yapamıyorduk. Bunun üzerine kampanya başlattık. Okullarımızın dış ve iç yüzeyini boyayıp yenilemek istedik. Okulların duvarlarına nasıl çizimler yapılacağını düşündük. Hayırseverler destek verdi. Boya temin etti. Aralarında sağlıkçı, polis, mimar, mühendis, öğrenci olan 70 gönüllüyle okulları renklendirdik. Her okula farklı bir tasarım yaptık. Kimini satranç, kimini bilim, kimini uzay görüntüsü ile
renklendirdik. Okullarımızı o eski görünümlü boyalardan temizleyip, çocukların hayallerini genişletecek, yeni hayaller katabilecek renk ve çizimlerle donatmayı amaçladık. Böylece okullarını sahiplensinler, okulda oldukları süre içinde resimlere bakarken, okul duvarlarına bakarken yeni hayaller katabilsin, keşfetsin. Yani merak etsinler istedik. Köye yakın olan çocuklar okul bahçesine gelince çok mutlu oldular. Bir köyde hiç kar yağmıyormuş, biz o köyün okulunun duvarlarını karlar ülkesine dönüştürdük, kar yağıyor gibi görüntüyle, kardan adamın olduğu güzel bir okul da oldu. Çocuklar okullarını görünce mutlu oluyorlar. İlçede tüm okulların tek tip renkleri vardı. Gezegenleri, renkleri görünce heyecanlanıyor, okulu daha çok sahipleniyor ve seviyorlar. Biz bu boyama kampanyası ile çocuğun okula bağımlılığını arttırıyoruz. Renkler insanın ruhuna işliyor, gördüğü resimler çocuğun ruhuna dokunuyor.”

SEMRA İNAN

Yazının Devamını Oku

En eğlenceli EBA dersleri

Salgın sürecinde kuşkusuz en büyük zorluğu, okula yeni başlayan birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Öğretmenlerini ekrandan gören minikler, okuma yazmayı uzaktan öğrenmek zorunda kaldı. Ancak 17 kişilik TRT EBA ekibi, içindeki çocuğa uydu ve danslarıyla, kuklalarıyla dersleri eğlenceli hale getirdi...

Bir yılı aşkın bir zamandır öğrenciler pandemi nedeniyle okullarına devam edemedi. En büyük zorluğu da sınava girecek 8 ve 12’nci sınıf öğrencileriyle birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Okuma yazmayı öğrenecekleri zaman öğretmenlerini bile tanıyamadan uzaktan eğitim almaya çalışan bu öğrenciler için Milli Eğitim Bakanlığı, özel bir uygulamaya gitti. Türkiye’nin çeşitli illerinde 17 öğretmen drama dersi aldı. Kukla gösterisi, balon katlama, şarkı, işaret dili eğitimi alarak TRT EBA’da farklı bir proje geliştirerek öğrencilerin dikkatini çekip okuma yazmayı daha eğlenceli hale getirdi.



ÇOCUKLA ÇOCUK OLDULAR

Öğretmenler projeyi, “Bizlere bu sefer içimizdeki çocuk seslendi. Biz de uyduk içimizdeki çocuğa. Oyun oynadık, dans ettik, şarkılar söyledik, bilgiyi eğlenceyle katladık. Biz ders işledik, onlarsa oyun sandılar. Küçükken öğrendiğimiz şeylerden aklımızda kalanların birçoğu eğlenerek öğrendiklerimizdi. Sanırım hala da öyle. Bizi en çok heyecanlandıran şey de çocukların okuma yazmayı oyunlarla, şarkılarla öğrenecek olmalarıydı. Üstelik bunu yaratıcı sınıf öğretmenleri ile yaptık” sözleriyle anlatıyor.

ÖĞRETMENLERE DRAMA EĞİTİMİ

Yazının Devamını Oku

Mina’nın çocukları 3 yaşında

2018’de uçak kazasında hayatlarını kaybeden Mina Başaran ve 10 arkadaşı adına verilen 11 burs, bursiyerlerin kendi memleketlerindeki başka çocuklara dokunmasıyla dalga dalga yayıldı. Mina’nın adını burs alan 11 üniversiteli kız ve 10-14 yaş grubu aralığında 12 çocuk yaşatıyor...

Mina Başaran’ın annesi Beril Başaran tarafından üç yıl önce Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi (TÜKD) aracılığıyla Mina Bursu’na hak kazanan 11 üniversiteli öğrenci, ilk iki yıl “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri proje ile 12 çocuğun hayatına dokundu. Üçüncü yılda da 20 kız öğrenci, 20 çocuğa destek verecek. Beril Başaran, “Mina Başaran bursu kapsamında 11 kız ve 12 çocuk dışında dostlarımızla 100’den fazla öğrenciye burs, staj ve eğitim vererek dokunduk” diyor.  



Aslında her şey üç yıl önce Beril Başaran’ın kızının adına verdiği Mina bursiyerlerine armağan ettiği tatilde başladı. Bursiyerler bu tatilde hayatlarına dokunan Beril Başaran’ın büyük acısını görüp, kendilerine sunduğu bu destek karşılığında ona bir şey vermek istedi. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen ve zorluklar yaşayan İstanbul Hukuk Fakültesi’nde eğitim gören üç kız öğrenci kendilerinin de çocukluğunda yaşadığı sıkıntılardan hareketle bölgelerindeki çocuklara dokunarak destek vermek istediklerini Beril Başaran’a söyledi.

ROL MODEL OLDULAR

Gülsen Genç, Rengin Nur Keskin ve Raziye Aytaç düşündükleri projeyi diğer bursiyerlere de aktardı. Herkes kendi bölgesinde ihtiyacı olan çocuğu ailelerinin ve öğretmenlerinin de onayı ile buldu. Ancak, bunun öncesinde Baltaş Grubu’ndan Prof. Dr. Zuhal Baltaş’dan uzun soluklu bir eğitim aldılar. Sonra da “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri, “çocuğumuz” dedikleri 11 çocuğun kapısını çaldılar. Ancak, bir evde iki çocuk da bu projeye dahil olmak isteyince 12 çocukla iki yıl geçirdiler. Bursiyerler, TÜKD aracılığıyla aldıkları eğitimlerle sosyokültürel ve ekonomik imkansızlıklarla mücadele eden bu çocuklarla okullarından kalan zamanlarında ailelerinin yanına gittiklerinde buluştular. Onlara zihinsel ve davranışsal gelişim, zeka gelişimi, spor ve sanat gibi alanlarda mentorluk yaptılar. Kimi zaman oyun oynadılar, kimi zaman onları bir spor, sanata yönlendirip derslerine destek verdiler. Okullar başladığında bir eğitim paketi hazırlayıp, ihtiyaçlarını karşıladılar. En önemlisi onların kendilerinin farkına varmalarına, sosyo-ekonomik olarak daha üst seviyeye çıkmalarına destek verdiler. Bütün bunları yaparken de kendi farkındalıkları arttı, empati kurmayı öğrendiler.

Yazının Devamını Oku

Okullar bütün yaz açık

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Okullar 2 Temmuz’a kadar açık, ara tatil yok” açıklaması gözleri eğitimdeki ‘en kısa yaz tatili’ne çevirdi. Normal takvime göre okullar 18 Haziran’da kapanacaktı, bu tarih 2 Temmuz’a çekildi. Temmuz ve ağustos aylarında da ‘gönüllü okul’ olacak.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge Programı’nda okulların 2 Temmuz’a kadar açık olacağını duyurmuştu. Şimdi 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyona yakın öğretmen kapanış zilinin çalması için 2 Temmuz’u bekleyecek. Her ne kadar kapanış zili 2 Temmuz’da çalacak olsa da Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir program üzerinde çalışıyor.



Okullarından bir yıl uzak olan milyonlarca öğrencinin akademik eksiğinin kalmaması için 2 Temmuz sonrası “gönüllü okul” programı hazırlanıyor. Bu program uzaktan eğitim sürecinde olan eksiklerin giderilmesi için “takviye programı” niteliğinde olacak. Buna göre tüm sınıf düzeylerinde eksikliklere bakılacak. Özellikle bir yıllık eğitim programında bir üst sınıfa geçerken bazı derslerden öğrenilmesi gereken konu ve kazanımları yeterince alamayan öğrencileri kapsayacak. Ya tüm derslerden ya da belli derslerden öğrenciler okula çağrılacak. Burada yine “gönüllülük” esası olacak. Ama eğitimciler, bir yıl boyunca okul yüzü görmeyen milyonlarca öğrencinin bu derslere katılımının yüksek olacağı düşüncesinde.

ÖĞRETMENLERE EK ÜCRET

Öğretmenlere de isteğe bağlı çalışma planı yapılacak. Gönüllü olarak çalışmak isteyen öğretmenlere bu çalışmanın karşılığında ayrıca ücret ödenecek. Gönüllü okul uygulaması büyük ihtimalle yeni eğitim öğretim yılının başlayacağı 31 Ağustos’a kadar devam edecek.

Yazının Devamını Oku

Dünya bu sorunu konuşuyor... Ev gençleri

Ne işte, ne okulda ne de stajdalar... Kimine göre boş gezen, kimine göre de ev gençleri... Okumuyor, çalışmıyor, iş de aramıyorlar... Dünya ‘NEET’ diye tanımlanan bu ‘evde oturan gençler’e çözüm arıyor. Türkiye NEET oranında Avrupa’da birinci sırada. AB’de bu gençlerin oranı 13.5, Türkiye’de ise 30.7’yle iki katı...

Dünya ne eğitimde, ne stajda ne de işte olan ve artık iş aramaktan vazgeçmiş gençlere NEET (Not in Education, Employment or Training) diye tanımlıyor. OECD geçtiğimiz yıllarda uzun süredir “ev gençleri” dediğimiz bu kesimi takip ediyor, oranları ölçüyor. Bizi de bütün bunlar ülke olarak yakından ilgilendiriyor. Çünkü “ev gençleri” oranı gittikçe yükseliyor, Eurostat verilerine göre birinci sıraya çıkmış durumdayız. Yani kimine göre “boş gezen” kimine göre de “ev gençleri” olarak nitelendirilen bu kesim gelecek için “alarm” veriyor. Özellikle son bir yıldır bütün dünyayı eve hapseden pandemide de her ne kadar ölçümleme yapılmasa da ev gençlerinin sayısının arttığı düşünülüyor. 




18-24 YAŞ ARASI

Yazının Devamını Oku
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
nevşehir escort
kayseri escort
sakarya avukat
webmaster forum
buca escort bayan